Sitemiz hiçbir kurum, kurulus, cemaat veya tarikata bagli degildir.

ISLaMi SoHBeT ,ilahiler Aile Hayati Dostluk ve Kardeslik bedava oyun mp3 haberler komedi chat sohbet dini site siteler forum ebay ilahiler gazeteler dini Forums: Forums

Ebedinur.com :: Başlığı Görüntüle - Geldik Dünya Pazarina aldik Kefeni gidiyoruz Mezarimiza
FAQSearchMembersGroupsProfilePM'sLogin/Out
Geldik Dünya Pazarina aldik Kefeni gidiyoruz Mezarimiza

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Mesaj Panosu -> Hadis & Sünnet
« Önceki başlık :: Sonraki başlık »  
Yazar Mesaj
Muhammed-emin
Admin Yardimcisi
Admin Yardimcisi


Kayıt: Sep 20, 2008
Mesajlar: 463
Şehir: Almanya/Neuss-Düsseldorf

MesajTarih: Pts Eyl 22, 2008 10:03 pm    Mesaj konusu: Geldik Dünya Pazarina aldik Kefeni gidiyoruz Mezarimiza Alıntıyla Cevap Gönder

“Her nefis ölüm tadıcıdır. Kıyamet günü elbette ecirleriniz eksiksizce ödenecektir. Kim ateşten uzaklaştırılır ve cennete sokulursa, artık o gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir.” (Al-i İmran; 185 )

“De ki; Sizin kendisinden kaçtığınız ölüm muhakkak sizi bulacaktır. Sonra da hem gizliyi hem de aşikarı bilen Allah'a döndürüleceksiniz.” (Cuma; Cool

Başka bir ayet-i kerimede şöyle buyrulmuştur:

“Her nefis ölümü tadacaktır.” (Al-i İmran; 185)

Hz. Peygamber (S.A.V) şöyle buyurmuştur:

“Eğer hayvanlar, ölüm hakkında insanoğlunun bildiklerini bilselerdi, onlardan semiz bir et yiyemezdiniz.” (Beyhaki)

Ölüm her insanın karşılaşacağı bir olaydır. Allah-u Zülcelal’in yaratmış olduğu her canlı mutlak surette ölümü tadacaktır. Mademki her nefis ölümü tadacaktır, öyleyse onun gereğini yerine getirmek gerekir. Peki onun gereği nedir? Onun gereği Allah-u Zülcelal’in bildirmiş olduğu emir ve nehyleri yerine getirmek ve ölümden gafil kalmamaktır. Çünkü ölümden gafil kalan kimse, ölüm anı ve ölümden sonrası için hiçbir hazırlık yapmaz.

Abdullah bin Ömer (R.A)'den rivayet edildiğine göre; Bir adam, Hz. Peygamber (S.A.V)'e gelerek:

“Ya Resulallah! İnsanların en akıllısı ve en dirayetlisi kimdir?” diye sorunca; Hz. Peygamber (S.A.V) buyurdu ki: “Ölümü en çok hatırlayan, ölüme en çok hazırlanandır. İşte bu kimseler hem dünya, hem de ahiret şerefine nail olmuşlardır.” (Taberani)

Esasen insana, nasihat olarak ölüm yeter. Çünkü ölüm, çok ibretli bir olaydır. Eğer ki insan ölümden herhangi bir ibret ve nasihat almıyorsa, bu kalbinin katı olmasından dolayıdır. Onun için ölümü çok hatırlamak lazımdır.

Halife Ömer b. Abdulaziz, daima alimleri bir araya toplar, ölümden bahsettirir, ölümü duyunca da ıslak bir kuşun ıslaklığını gidermek için çırpınması gibi çırpınırdı. İbn-i Şirin’in yanında ölümden bahsedildiği zaman, kendisi ölmüş gibi uyuşurdu.

Ölümü düşünmek ve onu kalbe yerleştirmek için en faydalı yol; daima akrabalarının, arkadaşlarının, dost ve ahbablarının ölümünü ve toprağın altındaki hallerini düşünmektir.

Hasan-ı Basri şöyle demiştir: “Ölüm meleği, her eve günde üç kere bakar. O evde kim rızkını bitirir ve ömrünü tüketirse onun ruhunu alır. Melek, onun ruhunu alınca, evdekiler onun için ağlamaya başlarlar. Melek evden çıkarken dönüp onlara şunu söyler: “Bu benim bu eve son gelişim değildir. Ben hepinizi alıp götürene kadar buraya gelip gideceğim.” Ev halkı meleğin bu sözünü duyabilselerdi, öleni bırakıp kendileri için ağlarlardı.”

Ömer bin Abdülaziz demiştir ki: “Her gün sabah veya akşam, Allah'ın divanına giden birini yolcu ettiğinizi görmüyor musunuz? Onu yerin bir çukuruna koyarsınız. Yastığı topraktır. Dostlarını geride bırakmış ve maişeti kesilmiştir.”

Ölümün kalbe yerleşmesinin bir yolu da dünyanın geçici olduğunu ve kabir hayatını düşünmektir. İnsan şayet dünyanın geçici olduğunu ve bir gün ölümle sona ereceğini ve vücudunun kabirde çürüyüp toprak olacağını düşünürse, ölümden hiç gafil olmaz.

Rivayet edilmiştir ki; İbn-i Muti bir gün evine bakarken evin güzelliğine hayran kaldı ve sonra hüngür hüngür ağlayarak şöyle dedi: “Allah'a yemin ederim ki, eğer ölüm olmasaydı, seninle mutlu olur, sevinirdim. Eğer varacağımız kabirlerin darlığı olmasaydı, dünya ile gözlerimiz aydınlanırdı.”

Anlatıldığına göre bir zengin güzel bir köşk yaptırmıştı. Onu hazır hale getirince, tanıdığı bir alimi götürüp onu gezdirdi. Alim, köşkü gezdikten sonra adama: “Köşkün çok güzeldir. Fakat bir kusuru vardır ki, bütün güzelliğini gölgelemiştir.” dedi. Adam telaşla: “Bu kusur nedir?” diye sorunca, alim şu şekilde cevap verdi: “O kusuru şimdiye kadar hiç kimse giderememiştir. O, ölüp burayı terketmektir.”

Dünya bir saatten ibarettir. Bu dünyaya aldanıp baki olan ahiret hayatını tehlikeye atmak çok yanlıştır. Akıllı ve Allah-u Zülcelal'in rızasına talip olan kimseler, bütün bunlara bakarak, ölümü hatırlayıp, yolculuğunun uzunluğunu düşünerek, taat ve ibadete sarılarak, ahiret hayatı için hazırlık yapmalıdır.

Ahirete gidip, orada pişman olarak, ölümü temenni etmektense, bu dünyada pişman olup ölüme hazırlanmak daha iyidir.

Rivayet edilmiştir ki: İsrailoğullarından bir adam, büyük bir servet biriktirdi. Ölümü yaklaştığı zaman çocuklarına: “Servetimin her türünden bana getirin.” dedi. Çocukları, servetin her çeşidinden getirip adamın önüne koydular. Adam bu malları görünce ağladı. Azrail (A.S) onu böyle görünce şöyle dedi: “Seni böyle ağlatan nedir? Sana bu serveti veren Allah’a yemin ederim ki, ruhunla bedenini birbirinden ayırmayıncaya kadar evinden çıkmayacağım.”

Bunun üzerine adam: “Ne olur bana mühlet ver de servetimi hak yolunda dağıtayım.” dedi Azrail (A.S) buna karşılık şöyle cevap verdi: “Olmaz! Fırsat kaçtı. Sana verilen mühlet bitti. Ecelin gelmeden evvel bunu yapacaktın.”

Görüldüğü gibi, adam ölümü anı gelip bu biriktirdiği mallardan ayrılacağını anladığı vakit, ebedi olan ahiret hayatı için bir şey biriktirmeye çalışmadığı için fakirliğini gördü ve Azrail (A.S)’den mühlet istedi.

Oysa Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:

“Ecelleri geldiği zaman da, onlar ne bir saat geri kalabilirler ne de ileri geçebilirler.” (Nahl; 61)

Buna göre, bir gün ölümle karşılaşacağının kesinliğine inanmış olan bir kimse bir yandan salih ameller işlerken diğer yandan da günahlardan kaçınarak ölüme hazırlanmalıdır.

Unutmayalım! insanın dünyada yaşadığı hayatın her anının hesabını vereceği o büyük gün mutlaka gelecektir. Ölüm, dünya hayatının tüm güzelliklerinin son bulduğu bir andır, ama aynı zamanda da ahiretteki sonsuz yaşamın başlangıcıdır.

O gün Allah'a ve karşılaşacakları bu güne inanmış olanların ruhu hamurdan kıl çekmek gibi, inkar edenlerin ruhu ise diken ağacından tülbent çekmek gibi çekilir.

Ayet-i kerimede:

“Beni zikredin, bende sizi zikredeyim.” (Bakara; 152)

buyurulmuştur. Bizim O’nu zikretmemiz, dünyadayken O’nun emirlerine itaat edip, Salih amelleri işleyip günahlardan kaçınmamızdır. O’nun bizi zikretmesi ise, bu zor yerlerde imdadımıza gelmesi ve bizlere yardım etmesidir.

O halde akıllı bir insan gibi nefsine sor; ruhunun hamurdan kıl çekmek gibi kolay çekilmesini mi, yoksa diken ağacından tülbent çekmek gibi çekilmesini mi istersin. Tabi ki nefis güzel olanı ister.

O zaman anlatılanları sadece okumakla kalma, kalp gözüyle görerek yaşa ve o gün için salih amel işleyerek hazırlık yap.

Çünkü her şeyin üzerinde insanın en büyük kazancı kuşkusuz Allah’ın rızasıdır.


En son Muhammed-emin tarafından Cmt Kas 15, 2008 6:25 am tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi.
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder AIM YIM MSNM
Muhammed-emin
Admin Yardimcisi
Admin Yardimcisi


Kayıt: Sep 20, 2008
Mesajlar: 463
Şehir: Almanya/Neuss-Düsseldorf

MesajTarih: Pts Kas 03, 2008 1:08 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

allah cümlemizi kimseye yani baska bir insan ogluna muhtac etmesin
insallah sonrada buradan sonraki gidecegimiz yere yani hakiki evmizde rahat yatmamizi nasip eylesininsallah

selametle kalin Muhammed ümmeti kardeslerimkimse sadece kendi kendine degil hepimiz hepimize dua edelim

amin amin amin

Muhammed emin
_________________
Sabahlara kadar namaz kilmaktan
ayaklari sisen bir peygamberin,
bilgisayar basinda sabahlamaktan
gözleri sisen ümmetiyiz

Biz seni görmeden sevdik Ya Nebi...!
www.dorthakmezhebegoremehdi.com
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder AIM YIM MSNM
aksagulleri



Kayıt: Oct 24, 2008
Mesajlar: 10
Şehir: MERSİN/TARSUS

MesajTarih: Pts Kas 03, 2008 10:30 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

ALLAHcc razı olsun paylaşımınızdan dolayı.... dualar müşterektir sizde dua edin bizlere inş
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
Muhammed-emin
Admin Yardimcisi
Admin Yardimcisi


Kayıt: Sep 20, 2008
Mesajlar: 463
Şehir: Almanya/Neuss-Düsseldorf

MesajTarih: Sal Kas 04, 2008 3:38 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

tabikide aksagülleri ...
amin amin amin
_________________
Sabahlara kadar namaz kilmaktan
ayaklari sisen bir peygamberin,
bilgisayar basinda sabahlamaktan
gözleri sisen ümmetiyiz

Biz seni görmeden sevdik Ya Nebi...!
www.dorthakmezhebegoremehdi.com
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder AIM YIM MSNM
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Mesaj Panosu -> Hadis & Sünnet Tüm saatler GMT +10 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Style by Vereor
 
Forums ©

Copyright © 2008, Gonlumungulu  ™ Her hakki saklidir. En Iyi Görüntüyü Internet Explorer 6.0 veya üzeri sürümler ile 1280x1024 ekran çözünürlügüne alabilirsiniz.

Dost Siteler: Islamisiteler | ------- | Ilimkervani.com


Din Arama Motoru

Besucherstatistik

gg rss Forum Rss Dosya Rss

.